Saç Ekimi

Bu yazıya oy vermek ister misiniz?
[Toplam: 2 Ortalama: 5]

Saç Ekimi

Saç ekimi, kelliğe dirençli olan göğüs, bacak-kol, genital bölge vücut bölgelerinden, özellikle de enseye yakın başın arka tarafından alınan saç köklerinin, saçların döküldüğü bölgeye taşınmasıdır. Saç naklinde daha fazla tercih edilen başın arka kısmında bulunan saç kökleridir.

Erkeklerde ensedeki saç kökleri DHT hormonuna karşı duyarsız olduklarından daha az dökülürler. Vücudun diğer bölgelerinden alınan saç kökleri ise dökülmeme özelliğine sahip değildirler ve saç ekimi sonrasında tekrar dökülebilirler. Ancak kadınlarda erkeklerdeki gibi dökülmeme özelliğine sahip bir alan bulunmamaktadır. Bu sebeple kadınlarda yapılacak saç ektirme başarı şansı erkeklerden daha azdır. Nakledilmiş saçlar da kalıtımsal yapıdan etkileneceğinden zamanla döküleceği bilinmelidir.

Son yıllarda saç nakline artan talep nedeniyle çok fazla reklamı yapılıp yaygınlaşmıştır ve rant kapısı olarak görülmektedir. Saç naklinde 1-4 saç hücresini barındıran saç köklerinin naklinin doktorlar tarafından yapılması gerekmektedir. Bugün, 1-4 hücre içeren doğal saç köklerinin ileri tekniklerle alınıp grup olarak transfer edilmesine FUT “Follicular Unit Transplantation” denilmekte ve saç kaybı/kellik problemi olan kişiler tarafından bu yöntem hızla artan şekilde tercih edilmektedir.

Saç Ekiminin Tarihi

19. yüzyılda kafa derisinin operasyonla yüzülerek başka yere cerrahi aşılama yöntemi kullanılmaktaydı. Modern nakil tekniği 1930’larda Japonya’da kaş ve kirpik naklinde kullanılmıştır. Yalnız bu yöntemi saç naklinde denememişlerdir.

II. Dünya Savaşın’dan sonra izole olmuş Japonya’nın bu çalışmalarından onlarca yıl dünyanın haberi olmamıştır. Modern çağın ilk saç nakli haberi, 1950’lerde New York’ta dermatolog Orentreich’in erkek denekler üzerinde saç nakli yapmaya başlaması ile duyuldu.

Öncesinde saçın nakil yapılması durumunda orijinali gibi gelişemeyeceği fikri yaygındı. Oysa Orentreich saçın geliştiğini ve kalıcı olduğunu denekler üzerinde gösterdi. Yirmi yıl boyunca cerrahlar saç aşılama konusunda çalıştı ancak bunların çok başarılı olduğu söylenemezdi. 1980’lerde Brezilya’lı Uebel saç naklini küçük çaplı da olsa kullanmaya başladı ve yöntem duyulmaya başladı. Esas popüler olması ise ABD’den Rassman’ın mikro cerrahi yöntemiyle bir seferde binlerce saç kökü nakli yapması ile başlamıştır.

1980’lerin sonunda Limmer, üç boyutlu mikroskop ile kafa derisini incelemiştir. İlk olarak 1988 yılında Japonya’da, Masumi Inaba tarafından tanıtılan 1mm’lik punçlarla yavaş yavaş tıp dünyasında kendine yer bulmaya başlayan FUE yöntemi, 2002 yılında William R. Rassman ve Robert M. Bernstein sayesinde tıbbi literatüründeki yerini almıştır. 2007 yılında ise Dr. Miquen G. Canales and Dr. David Berman tarafından robotik fue saç ekim yöntemi geliştirilmeye başlamıştır. Robotik saç ektirme temelini FUE saç ekimi yöntemi oluşturur.

Saç Ektirmenin Yan Etkileri

Saç ekimi operasyonlarından sonra karşılaşılan komplikasyonların başlıcaları aşağıda sıralanmıştır.

  • Kanama:Greftlerin alındığı veya yerleştirildiği sahalardan kanama oluşabilir: Bu komplikasyonun olmaması için mutlaka işlemden önce hastanın kanama profili değerlendirilmeli buna yönelik gerekli laboratuvar incelemeleri yapılmalı ve kanamayı artırma potansiyeli olan ilaçlar operasyondan yeterince önce kesilmelidir.
  • Enfeksiyonlar: Saç alınan veya ekilen sahalarda enfeksiyon gelişmesi çok nadir görülen komplikasyonlardır. Bunun nedeni kafa derisinin çok iyi kanlanması nedeni ile enfeksiyonlara olan doğal direncidir. Fakat bir enfeksiyon görülmesi halinde sistemik olarak verilen antibiyotiklerle tedavi edilmelidir.
  • Saç köklerinin alındığı sahada kötü yara dokusu oluşması: FUT metodu ile yapılan saç nakillerinde daha çok görülür. Cildi müsait olanlarda veya kötü teknik kullanılanlarda görülme ihtimali daha yüksektir.
  • Saç alınan sahada his kaybı: FUT tekniği uygulanan hastalarda nadiren görülebilir, uygun tedavilerle genellikle kaybolur.
  • Dermoid kist: İşlemden birkaç hafta sonra belirirler, ekilen saç köklerinin fazla derine yerleştirilmesinden kaynaklanırlar. Ekim işlemini yapan kişi saç kökünü yerleştirmeden önce alıcı sahayı iyice bastırıp kökü daha sonra yerleştirerek işlemi yapmalıdır.
  • Parke taşı görünümü: Ekilen köklerin saç derisinin üzerinde kalması durumunda oluşur. Saçlı deride kabarcıklar şeklinde bir görünüm oluşur.
  • Yanlış yöne uzayan saçlar: Saçın ekildiği bölgedeki diğer saç köklerinin çıkış yönleri ile alakasız yönde uzayan saç kökleri genellikle kötü saç ekimi tekniğinden kaynaklanır. Ekim yapılırken saçın çıkış yönüne 30-35 derecelik açı yapacak şekilde ekilmemesi bu sorunun başlıca sebebidir.
  • Hızlanmış saç kaybı: Saç kökleri ekilirken çevredeki diğer saç köklerinin zedelenmesinden kaynaklanabileceği gibi; saç ekim operasyonunun stresinden de kaynaklanabilir. Operasyon sırasında mutlaka keskin aletler kullanılmalı, körleşmiş aletler hemen değiştirilmelidir.

Yukarıda başlıcaları sıralanan komplikasyonların görülme riskini en aza indirmek için mutlaka işin ehli kişilerle çalışılmalıdır.

Saç Ekimi Yöntemleri

Saç ekimi köklerin alınması ve alınan köklerin nakledilmesi olamak üzere 2 aşamada gerçekleşen bir işlemdir.

Saç köklerinin alınması

  • FUE: Saç köklerinin başın arka tarafında iki kulak arasındaki donör bölgeden tek tek alınmasıdır. Donör bölgeden saç alınmadan önce acıyı hissetmemek için bölgeye lokal anestezi uygulanır. Donör bölgeden toplanan greftler (saç kökleri) ekim yapılacak bölgeye tek tek implant edilir.Fue saç ekimi günümüzde ilk tanımlandığı zamana göre çok değişmiştir. Bugün mikromotor ile yapılan p-FUE ilk tanımlanan tekniğin yerini almıştır.Artık çok nadiren FUE tekniği uygun vakalar da punch dediğimiz biopsi iğneleri ile yapılmaktadır. Bu teknikte ensede dikiş izi kalmaz. Ortalama 1 yıl sonunda ekilen saçlar yeni bölgede sağlığını ve kuvvetini kazanmış olur.
  • FUT: enseden güvenli bölgeden bir bant halinde saç şeridi çıkarılarak mikroskop altında köklere ayrıştırılması olayıdır. 1930’lu yıllarda ilk kez kullanılmıştır. Saçların alındığı bölgede 5–10 cm’lik genişlikte şerit şeklinde bir cerrahi iz kalabilmektedir.FUE saç ekimi tekniğinde mikromotor kullanımı sonucunda bugün kök transseksiyonu oranları %1’lere kadar düşmüş olup, artık altın standart olmak üzeredir. Dünyada kullanımı giderek yaygınlaşmakla birlikte teknik beceri gerektirir. Başarı oranının ve donör bölgeden alınan saç köklerin güçlü olması sebebiyle, ekim işleminden sonra saçlarınız dökülmez.

Hasta lokal anestezi altındayken gerçekleştirilen FUE saç ekimi, şu aşamalardan geçer:

Öncelikle, ekim işleminde kullanılacak köklerin alınacağı bölge, saçlar çok kısa kalacak şekilde tıraş edilir. Greftler (saç kümecikleri), donör bölgeden, manuel punch ya da mikromotor denilen milimetrik cerrahi cihazlar ile alınır.

Alınan greftler, korunabilmeleri için, içinde besleyici bir sıvı bulunan bir kaba yerleştirilirler. Greftler, ekim işleminde kolaylık ve isabet sağlaması açısından; tekli, ikili ya da birkaç kök içeren gruplara ayrılırlar. Saç ektirme yapılacağı alan, köklerin ekileceği kanallar açılır.

Donör bölgede açılacak kanal sayısı ile ekilecek greftlerin sayısı eşit olmalıdır. Açılacak olan kanalların açısının doğru belirlenmesi, saçların doğal görünmesi bakımından büyük önem taşır. Ayrıca kanal açma işlemi esnasında, doğal bir saç çizgisi meydana getirmek de önemlidir. Sonraki aşama ise greftlerin ekilmesidir.

Ekimin yapılacağı bölgede, tam olarak hangi noktalara kaçlı greftlerin ekileceğini bilmek önemlidir. Örneğin; doğal bir görünüm için ön saç çizgisine tekli greftlerin, arka bölgelere ise çoklu greftlerin ekilmesi idealdir.

FUE yöntemi ile gerçekleştirilen ortalama bir saç ekim seansı 5 – 9 saat kadar sürebilir. Bu süre içerisinde ekimi yapılacak greft miktarı 3000 – 5000 arasında değişebilir. Kişinin ihtiyacına göre, tek bir seans yeterli olabileceği gibi, seansların sayısı iki ya da üçe de çıkartılabilir.

Saç Ekimi Sonrası İyileşme Süreci

FUE yöntemi ile yapılan saç ekim işleminden sonraki ilk haftada, saç derisi oldukça hassas olacağından, deriyi koruyucu önlemler almak büyük önem taşır.Saçların tutma süreci olarak da bilinen bu süre boyunca tozlu, kirli ortamlardan uzak durmak, alkol ve sigara tüketimini kesmek, yorucu aktiviteler yapmamak ve saç derisine doktorun verdiklerinden başka bir madde uygulamamak hastanın yararına olacaktır.

Saç ekimi ve sonraki ilk üç gün saçlar kesinlikle yıkanmamalıdır. Üç gün geçtikten sonra, ilk yıkama saç ekim merkezinde gerçekleştirilir. Saç diplerinde kırmızı noktalar meydana gelmesi ve kabuklanma olması, hastaların endişelenmemesi gereken son derece normal bir durumdur ve kısa bir süre içerisinde geçer.

Kabuklanmanın kalıcı olması durumunda ise, saçların çıkması ve uzaması engellenebileceğinden, hastanın doktora danışması gerekir. Ekim işleminden birkaç hafta sonra başlayan ve altı ay kadar sürebilen ikinci süreçte, önce zayıf saçlar dökülür, ardından da yeni saçlar çıkmaya başlar. Bu süreç boyunca da hastaların dikkat etmeleri gereken belli başlı noktalar vardır.

Denize ve özellikle de havuza girmemek, duş alırken çok sıcak su kullanmamak ve saçları yüksek basınçlı suya maruz bırakmamak, saç sabitleştirici jöle, sprey gibi ürünlerden uzak durmak bunlardan bazılarıdır. Saçların büyük bir bölümü, operasyondan sonraki 6 – 9 ay içerisinde çıkmış olur. Saçların tamamen çıkması ve uzaması ise 1 yılı bulabilir.

Saç Ekimi Sonrasında Nelere Dikkat Edilmeli?

Saç ekimini takip eden 48 saat içerisinde ekim yapılan bölgeye kesinlikle herhangi bir temas olmaması gerekir. Operasyon sonrasında ekim alanını kamufle etmek için şapka takılabilir. Bu durumda kafa üstüne oturacak fakat ekim alanına değmeyecek, üstü sert kep/spor şapka kullanılmalıdır.

Saç ekimi yapılan bölge şapka altındaki boşlukta kalmalıdır. En uygunu, Afrika safari belgesellerinde gördüğümüz tarzda tepe kısmı sert olan, çökme yapmayacak tarzda bir şapkadır. Bulunamıyorsa üstü sert olan golf şapkaları da olabilir.

  • Gece uyurken ekim yapılan saç kökleri yatağın başına, yorgana ya da yastığa değmemeli ve zarar görmemeli. Bunun için sert ve küçük bir yastık kullanmanız önerilir. Sırtüstü şekilde, alım yapılan ense bölgesi üzerine yatabilirsiniz.Yüzükoyun yatmanız, ekim alanının yastık veya yatakla temas edebilme riskini arttırdığı için dar giysiler  iki hafta boyunca önerilmemekte.Ayrıca 2 hafta boyunca gömlek, hırka, fermuarlı kazaklar gibi önü açık giysilerin giyilmesi tercih edilmeli;kafa bölgesinden ekim alanına zarar vermemesi için t-shirt, boğazlı kazak, atlet gibi dar geçirilmemelidir. Yani 2 hafta ekim yapılan alana temas olmamalı, muhtemel her temas, ekilen saç köküne zarar verebilir ve o saç kökünü kaybedebiliriz.
  • İki hafta boyunca spor aktiviteleri, hamam, sauna, yüzme, solaryum ve her türlü kuaförlük hizmetleri yasaktır. Saç köklerine zarar verebilir, enfeksiyon riskini artırabilir.
  • Saçlar 15 gün sonra kazıtmamak şartıyla makasla kestirilebilir. 45 gün sonra her türlü kuaförlük hizmeti alınabilir (tıraş, boyama, kazıtma, perma ve benzeri işlemler gibi).
  • İki gün boyunca saç ekimi yapılan bölgeye yıkama yapılmamalı ve su değdirilmemelidir. İlk yıkama 2. gün yani operasyon üzerinden 48 saat geçtikten sonra yapılmalıdır. Bu yıkamayı ilgili doktorunuz veya sağlık ekibi yapacaktır. Önemli olan, saç köklerine zarar vermeyecek şekilde nazik davranmak ve saçları yıkarken zedelememektir.
  • Yıkama işlemlerinden sonra saç ekim alanında kesinlikle havlu kullanmamalı ve saç kurutma makinesi ile kurutulmalı.
  • Kafa bölgesine darbe alacak sporlar yapıyorsanız (futbol, basketbol, tekvando, kick box, boks, güreş, vb.) bu aktivitelere 45 gün sonra başlamalısınız.
  • Eğer Saç ekim sonrası hemen yolculuğa çıkacaksanız, ensenizi dolduracak basit bir şişme yastıkla seyahat etmeniz, kafanızı cama ya da başka bir yere dayamanızı ve saç köklerinizin zarar görmesini engelleyecektir.
  • Operasyondan sonra ilk hafta aspirin kullanmamalısınız. Ayrıca ginseng, ginko biloba, E vitamini gibi kanı sulandırıcı ilaç ve bitkisel destek tedavilerini almanız da tavsiye edilmez. Saç ekimi operasyonu sonrasında saçlarınızın çıkmaya başlaması 2,5 ay – 4 ay arasında bir süre alabilir. Saç ekimi operasyonu sonrasında kullanılacak olan antibiyotik, ağrı kesici gibi ilaçlar ve kullanım şekilleri operasyonu yapan doktor tarafından bizzat verilmelidir.

Saç Dökülmesi Teşhis ve Analizi

Saç ekimine karar vermeden önce, saç restorasyon cerrahı mutlaka saçlı deriyi inceleyerek saç kaybının nedenlerini araştırmalıdır. Eğer inceleme sonucunda cerrah saç dökülme sebebi olarak kadın ya da erkek tipi genetik dökülmeden başka sebep olabileceği konusunda şüpheleniyorsa, diğer teşhise yönelik araştırmaları yaparak altta yatan nedeni ortaya çıkarabilmeli. Saç kaybına neden olan sebep tedavi edildikten sonra kayıp yaşanan alana saç ekimi yapılmalıdır.

Saç çekme testi: 25-50 tel kadar saç ele alınır ve parmak uçlarıyla hafifçe çekilerek her seferinde ne kadar saç geldiğine bakılır . Normalde birkaç tel gelmesi gerekirken öbek öbek saç dökülmesi varsa anormal bir durumdan şüphelenilmeli; saç dipleri mikroskop altında incelenerek saç gövdesi ve kökü/dibi araştırılmalı.

Saç çekme testi sırasında her çekmede ele gelen kıl sayısı 5 ve üzeri ise “telojen effluvium”a bağlı olarak saç dökülmesi artmıştır. Telojen effluviuma bağlı dökülmeler geri dönebilir; nedenleri hamilelik, stres, ilaç kullanımı gibi sebepler olabilir. Bu tür dökülmeler stresden 3 ay sonra görülür ve toplam saç miktarının %30-%50 sini etkiler. Bu durumda günlük dökülme miktarı (normalde 50-100 tel) 300 saç teli veya daha fazla olabilir.

Fototrikogram: Saçlar kliplenerek ya da bir alanda kesilerek 3-5 gün aralıklarla yakın fotoğrafları çekilir ve büyüme paternlerine bakılır.

Saç penceresi : Saçlar kliplenerek ya da bir alanda kesilerek saç büyümesi 3-30 gün içinde gözlemlenir.Saç döngüsü konusunda fikir edinilir.

Saç büyüme döngüsündeki anormalliğe bağlı saç kaybı az fakat her yaşta görülebilir. Saç büyüme döngüsünü etkileyerek saç kaybına neden olabilecek durumlar arasında tiroid hastalıkları, besin yetersizliği, bazı ilaçların yan etkileri, kansızlık, bazı sistemik hastalıklar ve psikolojik stres sayılabilir.

Deri biopsisi: Pek nadir gerekli olsa da bazı sikatrisyel alopesilerin (deride saç folikülü kaybı ile görülen kayıplar) tanımlanması ve saç dökebilecek infiltratif deri hastalıklarının teşhis edilmesi için gerekli olabilir.

Saç kılı değerlendirmesi: Eğer saç kılı gövdesinde bir anormallik ya da enfeksiyondan şüphe ediliyorsa o zaman saç kılı deriden koparılarak mikroskop altında incelenir. Mantar, bakteri veya virüs enfeksiyonları saç kıllarında kırılma/dağılma şeklinde görülebilen saç kayıplarına yol açabilir.

Saç analizi: Bir laboratuar testidir. Saç gövdesi anomalilerinde nedeni anlamak için saçın biyokimyasal analizi yapılır. Genetik olarak değişmiş saç-protein profili ve/veya ilaç alımı ya da ağır metal zehirlenmesi gibi durumların saç dökülmesi nedeni olup olmadığını anlamak için güvenilir bir testtir. Sistemik hastalıkların teşhisi ya da beslenme problemlerini ortaya koymak için yapılmaz.

Kadınlarda Saç Dökülmesine Sebep Olan İlaçlar Nelerdir?

  • Warfarin ve heparin gibi kan inceltici ilaçlar
  • Epilepsi ilaçları, özellikle dilantin
  • Gut ilaçları, allopurinol ve kolşisin
  • Antihipertansif ilaçlar ,diüretikler, beta blokerler
  • Antienflamatuarlar, özellikle prednisone
  • Kolesterol ve lipid düşürücüler
  • Prozac, lityum , trisiklik antidepresanlar gibi duygu durumu değiştirici ilaçlar
  • Kemoterapi
  • Tiroid ilaçları
  • Oral kontraseptifler, özellikle progestin miktarı fazla olanlar.
  • Diyet hapları, kokain gibi sokak uyuşturucuları, yüksek dozda A vitamini almak.

Bir cevap yazın